5237 sayılı TCK'nın 'örgüt mensubu suçlu' (m. 6/1-j) ve 'örgüt adına suç işleyen' (m. 220/6) kavramları arasındaki ilişki nedir? Bir kişi örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediğinde 'örgüt mensubu' sayılır mı? Bu durumun TCK m. 58/9'da düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması açısından önemi nedir?
Bu iki kavram arasında birbiriyle çelişir gibi görünen bir ilişki vardır. TCK m. 220/6, 'örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen' kişiden bahseder. Bu ifade, kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığını, yani üye olmadığını açıkça belirtir. Ancak TCK m. 6/1-j'deki 'örgüt mensubu suçlu' tanımı, '...örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi'yi de kapsar. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, kanun koyucunun 'örgüt mensubu' kavramını infaz hukuku açısından geniş yorumladığı anlaşılmaktadır. Buna göre, bir kişi TCK m. 220/6 anlamında örgüte üye olmasa bile, örgüt adına suç işlediği için TCK m. 6/1-j tanımı gereği infaz rejimi bakımından 'örgüt mensubu suçlu' olarak kabul edilir. Bu durumun pratik önemi, TCK m. 58/9'un uygulanmasında ortaya çıkar. TCK m. 58/9, 'örgüt mensubu suçlular' hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin (CİK m. 108) uygulanacağını düzenler. Dolayısıyla, kişi örgüte üye olmaktan ceza almasa bile, örgüt adına suç işlediği tespit edildiğinde, işlediği bu suçtan dolayı alacağı cezanın infazında TCK m. 58/9 uygulanarak daha ağır bir infaz rejimine (örn: daha uzun koşullu salıverilme süresi) tabi tutulabilecektir. (Bkz: sen.av.tr, 'Örgüt Suçlarında Kavramsal Sorunlar...')