Ceza yargılamasında, özellikle taksirli suçlarda (örn: trafik kazası), bilirkişinin raporunda taraflar için 'asli kusurlu' veya 'tali kusurlu' şeklinde bir niteleme yapması hukuken geçerli midir? Bu tür bir değerlendirmenin, hakimin yetki alanı ve TCK m. 22'deki kusurluluk anlayışı ile ilişkisini, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları ışığında izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73214

Hayır, hukuken geçerli ve doğru değildir. Bilirkişinin 'asli/tali kusurlu' şeklinde bir niteleme yapması, görev ve yetki sınırlarını aşan, hakimin alanına giren bir hukuki değerlendirmedir. CMK m. 67/3, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m. 3/2 ve ilgili yönetmelikler, bilirkişinin çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağını ve hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını açıkça düzenlemiştir. TCK m. 22'nin gerekçesinde de belirtildiği gibi, kusurluluk normatif bir değerlendirmedir ve bu değerlendirme ancak olay hakimi tarafından yapılabilir. Bilirkişinin görevi, olayın oluş şeklini teknik verilerle ortaya koymaktır. Örneğin bir trafik kazasında, araçların hızını, fren izini, trafik ışığı ihlali olup olmadığını, yol ve hava koşullarını tespit etmek gibi teknik konuları raporlamalıdır. Ancak bu teknik verilerden yola çıkarak taraflara 'asli' veya 'tali' gibi kusur dereceleri atfetmek, hukuki bir sonuç çıkarmaktır ve bu, münhasıran hakimin yetkisindedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik kararlarında da (örn: 05.09.2013 tarihli, 2012/19402 E. sayılı karar) bu husus vurgulanmış, kusurluluk değerlendirmesinin hakim tarafından yapılacağı, bilirkişinin bu yöndeki değerlendirmesinin hakimi bağlamayacağı belirtilmiştir. Bu tür raporlar, hukuka aykırı delil niteliğinde olmasalar da, kusur nitelemesi içeren kısımları yok hükmündedir ve hakim bu nitelemelere bağlı kalmaksızın, teknik veriler ışığında kendi kusur değerlendirmesini yapmak zorundadır. (Bkz: sen.av.tr, 'Ceza Yargılamasında Bilirkişinin Kusur Değerlendirmesinin Hukuka Aykırılığı')