6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) döneminde 'ultra vires' ilkesinin akıbeti ne olmuştur? Bir anonim şirketin, esas sözleşmesinde yazılı işletme konusu dışında yaptığı bir hukuki işlem şirketi bağlar mı? Üçüncü kişinin iyiniyetinin bu bağlamdaki rolünü ve esas sözleşmenin ilan edilmiş olmasının üçüncü kişinin iyiniyetini ortadan kaldırıp kaldırmayacağını TTK m. 371/2 çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73213

6102 sayılı TTK, 6762 sayılı eski kanundaki katı 'ultra vires' ilkesini terk etmiştir. Eski kanun döneminde, işletme konusu dışındaki işlemler şirketin hak ehliyetine sahip olmaması nedeniyle 'yok' hükmündeydi. Yeni TTK ile bu ilke, özellikle üçüncü kişileri ve işlem güvenliğini korumak amacıyla yumuşatılmıştır. TTK m. 371/2 uyarınca, kural olarak şirketin temsile yetkili olanlarının, üçüncü kişilerle işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar. Bu düzenleme ile şirketin hak ehliyetinin işletme konusu ile sınırlı olmadığı kabul edilmiştir. Ancak bu kuralın bir istisnası vardır: Üçüncü kişinin, yapılan işlemin işletme konusu dışında olduğunu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda olduğu şirket tarafından ispat edilirse, şirket bu işlemle bağlı olmaz. Burada kritik olan, ispat yükünün şirkette olmasıdır. En önemli yeniliklerden biri de, yine aynı maddede belirtildiği üzere, 'şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı için tek başına yeterli delil değildir.' Yani, bir üçüncü kişinin, sırf esas sözleşme Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı için şirketin işletme konusunu bildiği varsayılamaz. Üçüncü kişinin kötü niyetinin veya ağır ihmalinin somut delillerle ispatlanması gerekir. Aksi takdirde, iyiniyetli üçüncü kişi korunur ve işletme konusu dışı işlem şirketi bağlar. (Bkz: sen.av.tr, '6102 Sayılı Kanun Kapsamında Ultra Vires İlkesinin Uygulanması')