Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 184 ve m. 186'nın emredici niteliği göz önüne alındığında, bir ilk derece mahkemesinin, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim etmeden ve sözlü yargılama için ayrı bir gün tayin etmeksizin veya tarafların bu yöndeki taleplerini dikkate almaksızın aynı celsede davayı karara bağlaması halinde bu kararın hukuki akıbeti ne olur? Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu konuda ne yöndedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73102

Bu şekilde verilen bir karar usule aykırıdır ve Yargıtay tarafından bozulur. HMK m. 184 ve m. 186'da düzenlenen tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılama aşamaları, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının (Anayasa m. 36, HMK m. 27) temel güvencelerindendir ve emredici niteliktedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/20862 E., 2018/7823 K. ve 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/12273 E., 2018/10868 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, yargılama süreci şu şekilde işlemelidir: 1) Hakim, toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir (HMK m. 184/1). 2) Tarafların açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren başka bir husus kalmadığına kanaat getirirse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder (bildirir) (HMK m. 184/2). 3) Tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayin ederek tarafları davet eder. Davetiyede, gelmedikleri takdirde yokluklarında hüküm verileceği belirtilir (HMK m. 186/1). Taraflar hazırsa ve sözlü yargılamanın hemen yapılmasına rıza gösterirlerse aynı celsede devam edilebilir. 4) Sözlü yargılamada taraflara son sözleri sorulur ve ardından hüküm verilir (HMK m. 186/2). Bu usuli aşamaların atlanarak, örneğin tahkikatın bittiği tefhim edilmeden veya taraflara sözlü yargılama için beyanda bulunma hakkı tanınmadan hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur ve tek başına bozma nedenidir. (Bkz: barandogan.av.tr, 'HMK Madde 184 Tahkikatın Sona Ermesi')