5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 220 ve 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu (CİK) m. 107/4 hükümleri arasındaki kavramsal farklılıklar, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç'tan mahkum olan ancak hakkında örgüt üyeliği kararı bulunmayan bir kişinin koşullu salıverilme rejiminde ne gibi sorunlara yol açmaktadır? Makaledeki görüşler doğrultusunda 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi açısından durumu değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73095

Sorunun temelinde, TCK m. 220 sistematiği ile CİK m. 107/4'teki terminolojinin örtüşmemesi yatmaktadır. TCK m. 6/1-j 'örgüt mensubu suçlu'yu tanımlarken (kuran, yöneten, katılan, örgüt adına suç işleyen), CİK m. 107/4 ise ağırlaştırılmış infaz rejimini 'suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyet' haline bağlamıştır. Makaleye göre, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işleme' TCK m. 220'nin sistematiği gereği, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olan kişiler için söz konusu olabilir. Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bir kişinin fiili ise ya 'örgüt adına suç işleme' (TCK m. 220/6) ya da 'örgüte yardım etme' (TCK m. 220/7) olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla, hakkında örgüt üyeliğine dair kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan bir kişinin, sadece örgüt üyeleriyle birlikte bir suça katıldığı için cezasının CİK m. 107/4 uyarınca 2/3 oranında infaz edilmesi, 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesine ve 'masumiyet karinesi'ne aykırılık teşkil eder. Çünkü bu durum, mahkumiyet kararında yer almayan bir örgütsel bağın (üyelik gibi) infaz yoluyla kişi hakkında kabulü anlamına gelir. Kişinin örgütle bağı net olarak (üyelik, yardım, adını kullanma) tespit edilmeden, sırf fiilin 'örgüt faaliyeti çerçevesinde' işlendiği kabulüyle ağırlaştırılmış infaz rejimine tabi tutulması, failin değil fiilin esas alınması prensibini aşan, kişi aleyhine genişletici bir yorumdur. Bu nedenle, hakkında örgütsel bağ yönünden kesinleşmiş bir karar olmayan failin cezasının genel hükümlere göre infaz edilmesi gerekir. (Bkz: sen.av.tr, 'Örgüt Suçlarında Kavramsal Sorunlar...')