Bir hukuk davasında, davacı vekili mesleki mazeretini bildirerek duruşmaya katılmamıştır. Mahkeme, davacı vekilinin mazeretini kabul etmesine rağmen, aynı celsede davayı esastan karara bağlamıştır. Bu usuli işlem hukuka uygun mudur? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/12273 E. sayılı kararındaki yaklaşımı açıklayınız.
Hayır, bu usuli işlem hukuka uygun değildir ve bozma nedenidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin anılan kararında da belirtildiği gibi, bir tarafın veya vekilinin mazeretinin mahkeme tarafından kabul edilmesi, o tarafın yokluğunda aleyhine bir karar verilemeyeceği anlamına gelir. Mazeretin kabulü, duruşmanın başka bir güne ertelenmesini ve yeni duruşma gününün mazereti kabul edilen tarafa bildirilmesini gerektirir. Mahkemenin, bir yandan mazereti kabul edip diğer yandan aynı celsede o tarafın yokluğunda davayı esastan karara bağlaması, hem kendi ara kararıyla çelişmesi hem de mazereti kabul edilen tarafın hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ve savunma hakkını (Anayasa m. 36) ihlal etmesi anlamına gelir. Bu durum, adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır ve Yargıtay tarafından mutlak bir bozma sebebi olarak kabul edilmektedir. (Bkz: barandogan.av.tr, 'HMK Madde 184...')