5237 sayılı TCK m. 220/6, 'örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen' kişinin ayrıca örgüt üyeliğinden de cezalandırılacağını öngörmektedir. Kanun koyucunun 'örgütün silahlı olup olmaması' arasında fark gözeterek bu hükmü sadece silahlı örgütler yönünden uygulama sahası bulacak şekilde düzenlemesini, makale yazarının 'eşitlik ilkesi' açısından eleştirisini açıklayınız.
Makale yazarı, kanun koyucunun TCK m. 220/6'nın uygulanmasını sadece 'silahlı' örgütler adına suç işlenmesi haliyle sınırlandırmasını 'eşitlik ilkesi' açısından eleştirmektedir. Yazarın eleştirisinin temel mantığı şudur: Bir suçun 'örgüt adına' işlenme özelliği, örgütün silahlı olup olmamasından bağımsız bir niteliktir. Örgütün silahlı olması, elbette yarattığı tehlike ve cebir potansiyeli bakımından bir ağırlık sebebidir. Ancak, üye olmadığı halde bir örgütün gücünü ve ismini kullanarak suç işleyen kişinin fiilinin hukuki niteliği, örgütün silahlı veya silahsız olmasına göre değişmemelidir. Silahsız bir çıkar amaçlı suç örgütü adına suç işleyen kişi de, tıpkı silahlı bir örgüt adına suç işleyen gibi, örgütün korkutucu gücünden faydalanmaktadır. Bu durumda, sadece silahlı örgütler adına suç işleyenleri TCK m. 220/6 uyarınca ayrıca cezalandırıp, silahsız örgütler adına suç işleyenleri bu kapsamın dışında tutmak, benzer hukuki durumlara farklı muamele yapmak anlamına gelir. Yazar, bu farklı muameleyi haklı kılacak meşru bir amaç bulunmadığını ve bu durumun eşitlik ilkesiyle çeliştiğini savunmaktadır. (Bkz: sen.av.tr, 'Örgüt Suçlarında Kavramsal Sorunlar...')