Satıcı, sattığı malın mülkiyetini, satış bedelinin tamamı ödeninceye kadar kendisinde saklı tutmak istemektedir. Bu 'mülkiyeti saklı tutma kaydı' taşınır ve taşınmaz satışlarında nasıl bir farklılık gösterir? İlgili kanun maddelerine göre açıklayınız.
Mülkiyeti saklı tutma kaydı, taşınır ve taşınmaz satışlarında temel bir farklılık gösterir. Taşınır Satışlarında: TMK m. 764 uyarınca, başkasına devredilen bir taşınırın mülkiyetinin saklı tutulması, ancak 'resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline tescil edilmesiyle' geçerli olur. Bu kayıt, anlaşmaya aleniyet kazandırarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlar. Taksitle satışlarda da bu kayıt öngörülebilir (TBK m. 253). Yani taşınırlarda mülkiyeti saklı tutma kaydı mümkündür. Taşınmaz Satışlarında: TBK m. 243/2, bu konuda kesin ve yasaklayıcı bir hüküm içerir: 'Taşınmaz satışında mülkiyeti saklı tutma koşulu da tescil edilemez.' Bu yasağın sebebi, tapu sicilinin aleniyeti ve güvenilirliği ilkesini (numerus clausus - sınırlı sayı ilkesi) korumaktır. Tapu sicilinde malik olarak görünen kişinin, aslında malik olmaması gibi bir belirsizliğin yaratılması istenmemiştir. Taşınmazlarda benzer bir güvence, ancak kanuni ipotek veya satış bedeli için sözleşmesel ipotek tesisi gibi yollarla sağlanabilir. Dolayısıyla, mülkiyeti saklı tutma anlaşması taşınırlar için geçerli bir hukuki kurum iken, taşınmazlar için geçersiz ve tapuya tescili mümkün olmayan bir anlaşmadır.