Arabuluculuk sürecinde 'gizlilik' ilkesi neleri kapsar? Taraflar, arabuluculuk sürecinde karşı tarafın yaptığı bir ikrarı veya sunduğu bir teklifi, daha sonra açılacak bir davada delil olarak kullanabilirler mi? 6325 sayılı Kanun m. 4 ve m. 5'e göre açıklayınız.
Arabuluculuk sürecindeki 'gizlilik' ilkesi, sürecin en temel ve koruyucu unsurlarından biridir. 6325 sayılı Kanun m. 4'e göre, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya elde ettiği tüm bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür. Aynı yükümlülük taraflar ve sürece katılan diğer kişiler için de geçerlidir. Bu ilkenin bir sonucu olarak m. 5'te 'beyan veya belgelerin kullanılamaması' kuralı düzenlenmiştir. Buna göre taraflar, arabulucu veya üçüncü bir kişi, daha sonra açılacak bir hukuk davasında veya tahkimde şu beyan ve belgeleri delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında tanıklık yapamaz: - Arabuluculuk daveti veya katılma isteği. - Uyuşmazlığın arabuluculukla sona erdirilmesi için ileri sürülen görüşler ve teklifler. - Arabuluculuk faaliyeti sırasında ileri sürülen öneriler veya herhangi bir vakıa veya iddianın kabulü (ikrar). - Sadece arabuluculuk faaliyeti için hazırlanan belgeler. Bu yasak mutlaktır; bu tür bir delil sunulsa bile mahkeme tarafından hükme esas alınamaz. Bu kuralın amacı, tarafların daha sonra aleyhlerine kullanılacağı endişesi taşımadan, arabuluculuk sürecinde serbestçe ve dürüstçe müzakere edebilmelerini ve çözüm odaklı teklifler sunabilmelerini sağlamaktır. (Bkz: kadimhukuk.com.tr, 'İhtiyari Arabuluculuk Zorunlu Arabuluculuk')