Bir kamu davasında, ilk derece mahkemesi CMK m. 280/1-a'daki gerekçeleri tekrarlayarak istinaf başvurusunu duruşma açmadan esastan reddetmiştir. Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gelmiştir. Temyiz incelemesi sırasında Yargıtay, istinaf mahkemesinin duruşma açmamasını tek başına bir bozma nedeni olarak görebilir mi? İstinaf kanun yolunun 'iki dereceli yargılanma hakkı' kapsamındaki yerini tartışınız.
Mevcut CMK düzenlemesine göre Yargıtay, istinaf mahkemesinin duruşma açmamasını tek başına bir bozma nedeni olarak görmemektedir. Çünkü CMK m. 280/1, bölge adliye mahkemesine duruşma açmadan önce dosya üzerinden inceleme yaparak (a) bendi dahil olmak üzere belirli kararları verme yetkisi tanımaktadır. Maddenin systematiği, duruşma açılmasını (g bendi) diğer usuli ihtimaller tüketildikten sonraki bir aşama olarak düzenlemiş gibi bir izlenim vermektedir. Ancak makalede de eleştirildiği üzere bu durum, 'iki dereceli yargılanma hakkı' (İHAS Ek 7 No.lu Protokol m. 2) açısından sorunludur. İstinaf, sadece bir hukukilik denetimi değil, aynı zamanda maddi vaka (delil) denetimi de yapan bir kanun yoludur. Bu niteliğiyle, iki dereceli yargılanma hakkının temel bir parçasını oluşturur. Sanığın, hakkındaki delilleri ikinci bir mahkeme önünde sözlü olarak tartışma ve meramını doğrudan anlatma imkanından mahrum bırakılması, bu hakkın özünü zedeleyebilir. İHAM'ın Deliktaş/Türkiye kararında da vurguladığı gibi, maddi vaka incelemesi yapan kanun yolu merciinin duruşma açması kuraldır. Dolayısıyla, mevcut yasal düzenleme Yargıtay'ın doğrudan bozma yapmasına engel olsa da, uygulamanın adil yargılanma hakkı ve iki dereceli yargılanma hakkı ilkeleriyle çeliştiği, özellikle sanığın suçlamaları reddettiği ve delillerin tartışmalı olduğu durumlarda duruşma açılmamasının hak ihlali oluşturabileceği ileri sürülebilir. (Bkz: sen.av.tr, 'İstinaf İncelemesinin Duruşmasız Yapılması Sorunu')