Ceza İnfaz Kanunu m. 107/4, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan' mahkumiyet halinde ağırlaştırılmış koşullu salıverilme oranı öngörürken, 'örgüte üye olma' suçundan bahsetmemektedir. Bu durum, sadece 'örgüte üye olma' suçundan ceza alan bir kişinin koşullu salıverilme rejimini nasıl etkiler? Makaledeki tartışmalara göre bu eksikliğin olası sonuçlarını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73024

Bu durum, kanundaki bir boşluk veya tutarsızlık olarak yorumlanabilir ve uygulamada tereddütlere yol açmaktadır. Makalede de bu sorun 'Örgüte üye olmak neden Ceza İnfaz Kanunu m.107/4’de sayılmamıştır?' sorusuyla dile getirilmiştir. Bir görüşe göre, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' ibaresi, örgütün asli suçları olan kurma, yönetme ve üye olmayı da kapsayacak şekilde geniş yorumlanmalıdır. Zira üye olmak, bizzat örgüt faaliyetinin bir parçasıdır. Ancak bu, kanunilik ilkesi açısından sorunlu bir genişletici yorumdur. Diğer bir görüşe göre, kanun metni lafzıyla ele alınmalı ve sadece üyelikten ceza alan bir kişi, eğer ayrıca bir faaliyet suçundan ceza almamışsa, CİK m. 107/4 kapsamına girmemelidir. Ancak bu yorum da kanun koyucunun amacıyla çelişir. Makalenin genelindeki eleştirel yaklaşıma göre, bu tür kavramsal farklılıklar ve eksiklikler, 'şahsilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkelerine aykırı uygulamalara yol açmaktadır. Pratikte mahkemeler, genellikle TCK m. 58/9'daki 'örgüt mensubu suçlu' atfı üzerinden bu kişileri de mükerrirlere özgü infaz rejimine (CİK m. 108) tabi tutarak, sonuçta yine 2/3'lük oranın uygulanmasını sağlamaktadır. Ancak bu dolaylı çözüm, kanun tekniği açısından sorunun varlığını ortadan kaldırmaz. (Bkz: sen.av.tr, 'Örgüt Suçlarında Kavramsal Sorunlar...')