Bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, kanunda öngörülen resmi şekilde (noterde düzenleme şeklinde) yapılmamış, adi yazılı şekilde yapılmıştır. Ancak alıcı, satış bedelinin tamamını ödemiş ve satıcı da taşınmazı alıcıya teslim ederek alıcının yıllarca malik gibi kullanmasına göz yummuştur. Bu durumda alıcı, adi yazılı sözleşmeye dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabilir mi? Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımını ve TMK m. 2'nin rolünü açıklayınız.
Evet, bu istisnai durumda alıcı tapu iptali ve tescil davası açabilir. Kural olarak, adi yazılı şekilde yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, TMK m. 706 ve TBK m. 237 uyarınca resmi şekil şartına uyulmadığı için geçersizdir ve bu sözleşmeye dayanarak tescil istenemez. Ancak, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 30.09.1988 tarihli kararında bu kurala önemli bir istisna getirilmiştir. Karara göre, geçersiz bir sözleşme olsa dahi, tarafların edimlerini büyük ölçüde veya tamamen yerine getirdikleri (alıcının tüm borçlarını ödemesi, satıcının taşınmazı teslim etmesi gibi) ve satıcının daha sonra sözleşmenin şekil eksikliği nedeniyle geçersizliğini ileri sürerek tapuyu devretmekten kaçınmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen 'dürüstlük kuralı'na ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'na aykırı olacağı kabul edilmiştir. Olayın özelliğine göre hakim, TMK m. 2'yi gözeterek, şekil eksikliğine rağmen fiilen hayata geçmiş olan sözleşmeye hukuki sonuç bağlayabilir ve tescil davasını kabul edebilir. Bu durum, şekil şartının amacının (tarafları düşünmeye sevk etmek, ispat kolaylığı sağlamak) tarafların davranışlarıyla aşıldığı ve şekil eksikliğini ileri sürmenin artık dürüstlüğe aykırı olduğu hallerde söz konusu olur. (Bkz: YHGK E. 2023/293, K. 2024/107 sayılı kararın gerekçesindeki atıf)