Türk hukukunda zorunlu arabuluculuk hangi tür uyuşmazlıklar için bir dava şartı olarak düzenlenmiştir? Bu uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmadan dava açılmasının usuli sonucu nedir? Metinlerde geçen dört ana uyuşmazlık türünü sayarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73013

Metinlere göre, dört ana uyuşmazlık türünde arabuluculuğa başvuru bir dava şartıdır. Bu uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmadan dava açılması halinde, dava esasa girilmeden 'dava şartı yokluğu' nedeniyle usulden reddedilir. Bu dört ana tür şunlardır: 1) İşçi-İşveren Uyuşmazlıkları: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) ile işe iade talepli davalarda arabuluculuğa başvuru zorunludur. Ancak iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları bu kapsamda değildir. 2) Ticari Uyuşmazlıklar: TTK m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini içeren ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır. 3) Tüketici Uyuşmazlıkları: 6502 sayılı Kanun m. 73/A gereğince, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıkların büyük çoğunluğunda (kanunda sayılan istisnalar hariç) arabuluculuk dava şartıdır. 4) Kira Uyuşmazlıkları: 1 Eylül 2023'ten itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç) dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunlu hale gelmiştir. Ayrıca ortaklığın giderilmesi davaları da bu kapsama alınmıştır. (Bkz: kadimhukuk.com.tr, 'İhtiyari Arabuluculuk Zorunlu Arabuluculuk')