Aynı suçu (örneğin uyuşturucu ticareti) işleme şüphesi altında bulunan ve aralarında CMK m. 45 uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı bulunan iki kardeşten birisi hakkında usulüne uygun olarak alınmış bir iletişimin denetlenmesi kararı mevcuttur. Bu karar kapsamında yapılan dinlemede, diğer kardeşle suçun işlenmesine yönelik yapılan görüşmelerin kaydı elde edilmiştir. Bu kayıtlar, hakkında ayrıca bir dinleme kararı bulunmayan diğer kardeşe karşı delil olarak kullanılabilir mi? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/10-642 E. ve 2011/5.MD-137 E. sayılı kararlarındaki baskın görüşü açıklayınız.
Evet, kullanılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik hale gelen bu kararlarındaki baskın görüşe göre, CMK m. 135/2'de yer alan 'Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz' şeklindeki yasak, suça iştirak etme şüphesi bulunmayan ve sadece tanık konumunda olan kişilerle yapılan görüşmeler için geçerlidir. Eğer tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan kişi (örneğin kardeş), hakkında dinleme kararı olan şüpheliyle birlikte aynı suçu işleme şüphesi altındaysa ve bu durum başka delillerle destekleniyorsa, bu kişi artık salt 'tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi' sıfatını kaybetmiş ve kendisi de 'şüpheli' konumuna gelmiştir. YCGK'ya göre, CMK m. 135/2 hükmünün amacı, suç işlemeyen yakınları korumaktır; akrabalık bağını suç işlemek için bir kalkan olarak kullananları korumak değildir. Aksi bir yorum, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişilerin birlikte suç işlemelerinin kanun koyucu tarafından himaye edildiği gibi kabul edilemez bir sonuca yol açar. Dolayısıyla, her iki kardeş de aynı suçun şüphelisi konumunda ise, birisi hakkında alınan usulüne uygun dinleme kararı neticesinde elde edilen ve suç ortaklığını ortaya koyan görüşme kayıtları, diğer kardeş aleyhine de hukuka uygun delil olarak kabul edilir ve hükme esas alınabilir. (Bkz: sen.av.tr, 'Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olanların İletişiminin Denetlenmesi')