Bir kimsenin, kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu (örneğin hakaret veya tehdit) ispatlamak amacıyla, karşı tarafın rızası olmaksızın ses kaydı alması durumunda TCK m. 133 veya m. 134 açısından suç oluşur mu? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.06.2011 tarihli kararı ile daha yeni tarihli Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararları arasındaki yaklaşım farkını 'hukuka aykırı hareket etme bilinci' ve 'ani gelişen durum' kriterleri üzerinden analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #72998

Bu durumda suçun oluşup oluşmadığı tartışmalıdır ve Yargıtay kararlarında farklı yaklaşımlar mevcuttur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.06.2011 tarihli, 2010/5-187 E. ve 2011/131 K. sayılı kararına göre, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma olanağının olmadığı ani gelişen durumlarda, delil toplama amacıyla yaptığı kayıtlar hukuka uygun kabul edilebilir. Burada kast, özel hayatı ihlal değil, işlenen suçu ispatlamaktır ve bu durum TCK m. 26/1'deki 'hakkın kullanılması' hukuka uygunluk sebebine veya meşru savunmaya (TCK m. 25/1) dayanabilir. Ancak bu istisnanın şartları dardır: 1) Kişiye karşı işlenen bir suç olmalı, 2) Durum ani gelişmeli, 3) Başka türlü delil elde etme imkanı olmamalı, 4) Amaç, delili yetkili makamlara sunmak olmalıdır. Buna karşılık, makalede eleştirilen daha yeni tarihli Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararları (örn: 12.03.2024 tarihli karar) bu kriterleri genişletmektedir. Bu kararlarda, 'ani gelişen bir durum' olmasa dahi, sanıkların başka bir davadaki iddialarını ispatlama amacıyla ve planlı bir şekilde yaptıkları gizli kayıtların 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadıkları' gerekçesiyle suç oluşturmadığı kabul edilmektedir. Makalenin yazarı bu yeni yaklaşımı eleştirmekte; TCK m.134'ün genel kastla işlendiğini, 'ispat amacı'nın özel bir saik olarak suçu ortadan kaldırmayacağını, 'hukuka aykırı hareket etme bilincinin yokluğu'nun ancak TCK m.30/4 kapsamındaki kaçınılmaz bir haksızlık hatası halinde geçerli olabileceğini, planlı ve tuzak kurarak yapılan kayıtların ise hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu savunmaktadır. (Bkz: sen.av.tr, 'Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Haksız Saldırı...')