Sanığın, kendisi hakkında iletişimin denetlenmesi kararı bulunan ve tanıklıktan çekinme hakkına sahip olduğu ağabeyi ile yaptığı telefon görüşmelerinin delil olarak kullanılması, Anayasa m. 38/5'te düzenlenen 'kendini ve yakınlarını suçlamaya zorlanamama' (nemo tenetur) ilkesini ihlal eder mi?
Bu konu tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/10-642 E. sayılı kararında, her iki kardeşin de aynı suçun şüphelisi olması durumunda iletişimin denetlenmesinin hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir. Bu yoruma göre, kişi beyanda bulunmaya veya delil göstermeye 'zorlanmamakta', sadece işlediği iddia edilen suça ilişkin iletişimi yasal bir kararla denetlenmektedir. Karşı görüş ise, bu uygulamanın Anayasa m. 38/5'in ruhuna aykırı olduğunu savunur. Zira kişiler, yakınlarıyla konuşurken daha rahat ve açık davranırlar ve bu iletişimin aleyhlerine delil olarak kullanılması, dolaylı yoldan kendilerini ve yakınlarını suçlayan bir duruma düşmelerine neden olur. Bu, nemo tenetur ilkesinin dolanılması olarak görülebilir. Ancak Yargıtay'ın baskın görüşü, suç ortaklığı durumunda iletişimin denetlenebileceği yönündedir.