1988 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın uygulanabilmesi için aranan 'alıcının tüm borçlarını eda etmesi' şartı, yükleniciden temlik alan üçüncü kişinin açtığı tescil davasında da aynı şekilde aranır mı?
Hayır, aranmaz. Çünkü iki davanın hukuki temeli farklıdır. 1988 tarihli İBK, geçersiz bir harici satış sözleşmesine dayanır ve bu geçersizliğin sonuçlarını dürüstlük kuralıyla yumuşatmayı hedefler. Bu nedenle, alıcının kendi edimini (bedel ödeme borcunu) tamamen yerine getirmiş olması, hakkın kötüye kullanılmasını iddia edebilmesi için temel bir şarttır. Temliken tescil davası ise, geçerli bir alacağın temliki sözleşmesine ve temelindeki geçerli kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanır. Burada önemli olan, alıcının (üçüncü kişinin) kendi borcunu ödemesinden çok, yüklenicinin arsa sahibine karşı olan borcunu (inşaatı tamamlama) ifa edip etmediğidir. Üçüncü kişi, kendi borcunu tam ödememiş olsa bile, bakiye borcu depo etmek suretiyle tescil talep edebilir. Dolayısıyla, 'tüm borçların eda edilmesi' şartı İBK için katı bir ön koşulken, temliken tescilde 'birlikte ifa' kuralı çerçevesinde daha esnek uygulanır.