Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yeni tarihli kararlarında, hukuka aykırı olduğu iddia edilen ses kaydını mahkemeye sunan sanıklar hakkında 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadıkları' gerekçesiyle beraat kararı onanmıştır. Bu gerekçe, ceza hukukunun hangi temel ilkesiyle çelişme potansiyeli taşır?
Bu gerekçe, 'kanunilik' ilkesi ve bu ilkenin bir uzantısı olan 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' (TCK m. 4) kuralıyla çelişme potansiyeli taşır. TCK m. 134'te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, genel kastla işlenir ve failin hukuka aykırı hareket ettiğini bilmesini gerektirir. Ancak bu 'bilme', soyut bir 'bilinç' değil, fiilin kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. 'Hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmama' savunması, ancak TCK m. 30/4'te düzenlenen ve kişinin işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda 'kaçınılmaz bir hataya' düşmesi halinde ceza sorumluluğunu kaldırır. Sanıkların planlı bir şekilde kayıt yapıp bunu delil olarak kullanmaları, genellikle 'kaçınılmaz bir hata' olarak nitelendirilemez. Bu nedenle Yargıtay'ın bu yaklaşımı, kanunilik ilkesinin sınırlarını zorladığı yönünde eleştirilmektedir.