Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2009/1721 E. sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/10-642 E. sayılı kararı, tanıklıktan çekinme hakkı olan şüphelilerin iletişiminin denetlenmesi konusunda nasıl bir farklılık göstermektedir?
İki karar arasında temel bir yorum farkı bulunmaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin kararında, CMK m. 135/2'deki yasak katı bir şekilde yorumlanmış ve tanıklıktan çekinme hakkı olan iki kişi arasında yapılan telefon görüşmesinin, her iki taraf şüpheli veya sanık olsa dahi kayda alınamayacağı ve bu kayıtların hukuka aykırı delil olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise daha sonraki tarihli kararında bu görüşü değiştirmiştir. CGK'ya göre, bu yasak, şüpheli/sanık ile suça karışmamış ve tanık konumunda olan yakını arasındaki iletişim için geçerlidir. Eğer tanıklıktan çekinme hakkı olan yakını da aynı suça iştirak şüphesi altındaysa ve kendisi de şüpheli konumundaysa, aralarındaki iletişim, her ikisi için de usulüne uygun karar alınmak kaydıyla, dinlenip kaydedilebilir. CGK'nın bu yorumu, kanun hükmünün suç işlemek için bir zırh olarak kullanılmasını engellemeyi amaçlamaktadır.