Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin, sanığın 'iddiasını ispatlama amacı' güttüğü için özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşmadığı yönündeki kararları, 'nemo tenetur' (kimsenin kendini veya yakınlarını suçlamaya zorlanamaması) ilkesi açısından nasıl bir risk taşımaktadır?
Bu kararlar, 'nemo tenetur' ilkesinin dolanılması riskini taşır. Makalede belirtildiği gibi, eğer bir kişi, planlı bir şekilde, tuzak kurarak ve karşı tarafı kendisi aleyhinde beyanda bulunmaya teşvik ederek veya zorlayarak bir kayıt elde ederse, bu durum Anayasa m. 38/5'te güvence altına alınan 'nemo tenetur' ilkesini ihlal eder. Yargıtay'ın 'iddiasını ispatlama amacı'nı mutlak bir hukuka uygunluk nedeni olarak görmesi, bu tür tuzak kurma eylemlerini meşrulaştırabilir. Bu durumda, kişi aslında beyanda bulunmaya zorlanarak elde edilen bir delille mahkum edilmiş olur. Bu nedenle, 'iddia ispatı' gerekçesinin, 'nemo tenetur' ilkesini ihlal etmeyen, ani gelişen ve meşru savunma niteliğindeki durumlarla sınırlı tutulması gerektiği savunulmaktadır.