TCK m. 46/1-a'da düzenlenen avukatın mesleki tanıklıktan çekinme hakkı ile CMK m. 135/2'de düzenlenen tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişimin kayda alınamaması yasağı birlikte nasıl yorumlanmalıdır?
Bu iki hüküm, avukatın sır saklama yükümlülüğünü ve savunma hakkını koruyan bir bütün oluşturur. Avukat, mesleği ve müvekkiliyle ilgili öğrendiği bilgiler hakkında tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir (TCK m. 46/1-a). Bu hak, mutlak bir haktır ve müvekkilin rızası olsa dahi avukat çekinebilir. CMK m. 135/2 ise, bu hakkın fiilen işlevsiz kalmasını önleyen bir güvencedir. Eğer avukat-müvekkil görüşmeleri dinlenip kaydedilebilseydi, tanıklıktan çekinme hakkının bir anlamı kalmazdı. Dolayısıyla, CMK m. 135/2, avukatın tanıklıktan çekinme hakkının ve sır saklama yükümlülüğünün bir gereği olarak, avukat-müvekkil arasındaki mesleki görüşmelerin devlet tarafından dinlenip kaydedilemeyeceğini güvence altına alır. Bu yasak, CMK m. 136 ile de pekiştirilmiştir.