Bir kişi, devam eden bir dolandırıcılık eylemini kanıtlamak amacıyla, planlı bir şekilde dolandırıcıyı işyerine çağırıp rızası dışında sesini kaydeder ve bu kaydı savcılığa sunarsa, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011 tarihli kararı ile Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2024 tarihli kararı arasında bu eylemin hukuka uygunluğu açısından nasıl bir sonuç farkı ortaya çıkar?
İki karar arasında sonuç farkı ortaya çıkar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011 tarihli kararı, bu tür bir kaydın hukuka uygun olması için 'ani gelişen bir durum' ve 'başka türlü delil elde etme imkanının olmaması' gibi sıkı şartlar arar. Planlı bir şekilde, tuzak kurarak yapılan bir kayıt bu şartları sağlamayacağından, CGK'nın kriterlerine göre bu eylem suç teşkil eder ve delil hukuka aykırı olur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2024 tarihli (2020/1770 E., 2024/1171 K.) kararındaki genişletici yoruma göre ise, sanığın amacının 'iddiasını ispatlamak' olduğu ve 'hukuka aykırı hareket etme bilinciyle davranmadığı' gerekçesiyle suçun oluşmadığı kabul edilebilir. Dolayısıyla, CGK'nın yaklaşımıyla suç olan eylem, 12. CD'nin yaklaşımıyla suç olmaktan çıkabilmektedir.