TCK Madde 37/1 ve 39 (yardım etme) maddeleri bağlamında, bir suçun işlenişine 'hazırlık hareketi' niteliğinde katkıda bulunan bir kişinin sorumluluğu nasıl belirlenir? Madde gerekçesi ve Yargıtay CGK E. 2022/214, K. 2023/128 sayılı kararındaki 'fonksiyonel fiil hakimiyeti' ilkesi bu ayrımda nasıl bir rol oynar?
TCK Madde 37/1 (müşterek faillik) ve TCK Madde 39 (yardım etme) arasındaki ayrımda, kişinin suça katkısının niteliği önemlidir. Eğer katkı, suçun kanuni tanımında yer alan tipik hareketlere uymayıp, nitelik itibarıyla 'hazırlık hareketi' mahiyetinde ise, bu kişi genellikle müşterek fail olarak değil, yardım eden olarak sorumlu tutulur. TCK Madde 37'nin gerekçesinde, hazırlık hareketi mahiyetinde bir katkıda bulunmakla suçun işlenişine iştirak eden kişinin fiilin işlenişi üzerinde müşterek bir hâkimiyet kuramayacağı belirtilmiştir. Suç vakasının planlanmasına veya tertiplenmesine iştirak eden suç ortağı, şayet bilahare fiilin icrasına (tipik hareketlere) iştirak etmiyorsa, yardım eden olarak sorumlu tutulacaktır. Yargıtay CGK E. 2022/214, K. 2023/128 sayılı kararında vurgulanan 'fonksiyonel fiil hakimiyeti' (veya müessir fiil hakimiyeti) ilkesi bu ayrımda kritik bir rol oynar. Müşterek faillik için, kişinin suçun icrasına yaptığı katkının, suçun başarıyla işlenmesi açısından zorunluluk arzetmesi ve fiil üzerinde ortak bir kontrol sağlaması gerekir. Hazırlık hareketleri, genellikle suçun icra aşamasına gelinmeden önceki eylemlerdir (örneğin, suçta kullanılacak aleti temin etmek, bilgi toplamak). Eğer bu hazırlık hareketi, suçun işleniş biçimini, zamanını veya yerini belirlemede, failler arasında işbölümü çerçevesinde suçun icrası üzerinde müessir, fonksiyonel bir hakimiyet kuracak ağırlıkta değilse, yardım etme (TCK 39/2-b: fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak; TCK 39/2-c: suçun işlenmesinden önce yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak) kapsamında değerlendirilir. Ancak, bazı durumlarda hazırlık hareketi gibi görünen bir eylem, suçun işleniş planı içinde o kadar kritik bir rol oynayabilir ki, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu kabul edilebilir. Bu, her somut olayın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.