Yargıtay CGK E. 2019/575, K. 2021/587 sayılı kararında, örgütlü suçlarda (TCK 220) iştirak kuralları (TCK 37, 39) nasıl bir özellik arz eder? Örgüt yöneticilerinin sorumluluğu ile diğer örgüt üyelerinin örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan sorumluluğu arasındaki temel fark nedir?
Yargıtay CGK E. 2019/575, K. 2021/587 sayılı kararında örgütlü suçlarda iştirak kurallarına değinilmiştir. Genel olarak, TCK'da faillik ve şeriklik (azmettirme, yardım etme) ayrımı benimsenmiştir. Müşterek faillik (TCK 37/1) için birlikte suç işleme kararı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet gerekir. Örgütlü suçlarda (TCK 220) durum farklılık gösterir: 1. **Örgüt Yöneticilerinin Sorumluluğu (TCK 220/5):** TCK 220/5'e göre, 'Örgüt yöneticileri, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.' Bu, örgüt yöneticileri için özel bir faillik düzenlemesidir ve TCK'nın 20. maddesindeki 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesine ve faillik için aranan 'fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurma' ilkesine bir istisna getirir. Yani örgüt yöneticisi, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlara bizzat katılmasa veya fiil üzerinde doğrudan hâkimiyeti olmasa bile, sırf yönetici sıfatıyla bu suçlardan fail olarak sorumlu tutulur. 2. **Diğer Örgüt Üyelerinin Sorumluluğu:** Örgüt yöneticileri dışındaki örgüt üyeleri için TCK 220/5 benzeri genel bir otomatik faillik kuralı yoktur. Bu üyelerin, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen somut suçlardan sorumlu tutulabilmeleri için genel iştirak kurallarının (TCK 37, 38, 39) uygulanması gerekir. Yani, bir örgüt üyesinin, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen bir suçtan fail (müşterek fail) olarak sorumlu tutulabilmesi için o suça TCK 37/1 anlamında katılması (birlikte suç işleme kararı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet) gerekir. Eğer bu şartlar yoksa, ancak suça azmettiren (TCK 38) veya yardım eden (TCK 39) olarak katılmışsa bu hükümlere göre sorumlu olur. Sadece örgüte üye olmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen her suçtan otomatik olarak fail veya şerik olarak sorumlu olmayı gerektirmez; her suç için iştirak derecesi ayrıca değerlendirilmelidir. Kararda, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenecek somut bir suça dair kasta dayanan ve yardım teşkil eden eylemin, hem yardım edilen suç bakımından şeriklik kapsamında hem de şartları varsa amaç suç yönünden faillik kapsamında değerlendirilmesi' gerektiği, 'somut bir olaya dayanmayan ancak örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak/değerlendirilmek üzere gerçekleştirilen yardımların TCK’nın 220/7 maddesinde düzenlenen suçu (örgüte bilerek isteyerek yardım) oluşturacağı' belirtilmiştir.