İYUK Madde 27/9'a göre, 'Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.' hükmü, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı bağlamında nasıl yorumlanmalıdır? Bu kuralın mutlak bir yasak mı olduğu, yoksa yeni hukuki veya fiili durumların ortaya çıkması halinde istisnalarının olup olamayacağı tartışılabilir mi?
İYUK Madde 27/9'da yer alan 'Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.' hükmü, yargılamada usul ekonomisi, davaların makul sürede sonuçlandırılması ve kararların istikrarı gibi ilkelere hizmet etmeyi amaçlar. Yürütmenin durdurulması talebi bir kez reddedildikten sonra, aynı hukuki ve fiili sebeplere dayanarak tekrar tekrar talepte bulunulmasının önüne geçerek yargı mercilerinin gereksiz yere meşgul edilmesini önlemeyi hedefler. Bu kural, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı bağlamında yorumlanırken dikkatli olunmalıdır. Kuralın lafzı 'aynı sebeplerle' ikinci bir talebi yasaklamaktadır. Bu, eğer ilk talebin reddinden sonra: 1. **Yeni Hukuki Sebeplerin Ortaya Çıkması:** Örneğin, dava konusu işlemi etkileyen yeni bir kanun, yönetmelik veya Anayasa Mahkemesi/Danıştay içtihadının ortaya çıkması gibi durumlar. 2. **Yeni Fiili Sebeplerin Ortaya Çıkması:** İlk talep sırasında mevcut olmayan ancak sonradan ortaya çıkan ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç zarar doğuracak yeni maddi vakıaların (örneğin, sağlık durumunda ciddi kötüleşme, ekonomik durumda öngörülemeyen büyük bir değişiklik) meydana gelmesi. 3. **İlk Ret Kararında Esasa Girilmemiş Olması:** Örneğin, ilk talebin usulden (süre aşımı, ehliyet yokluğu gibi) reddedilmiş olması durumunda, bu eksiklik giderildikten sonra esasa ilişkin yeni bir talepte bulunulabilir. Bu gibi durumlarda, 'aynı sebepler'den bahsedilemeyeceği için ikinci bir yürütmenin durdurulması talebinin incelenmesi gerektiği savunulabilir. Aksi bir yorum, yani kuralın mutlak bir yasak olarak anlaşılması, değişen koşullar karşısında bireylerin haklarını etkin bir şekilde koruma imkanını ortadan kaldırabilir ve hak arama özgürlüğünü zedeleyebilir. Dolayısıyla, bu hükmün katı bir şekilde değil, hakkaniyet ve adil yargılanma ilkeleri ışığında, 'yeni ve farklı sebeplerin' varlığı halinde esnetilebileceği düşünülmelidir. Ancak, bu yorumun yargı içtihatlarıyla desteklenmesi ve somut olayın özelliklerine göre mahkemece değerlendirilmesi gerekir.