Anayasa Mahkemesi'nin E. 2017/21, K. 2020/77 sayılı kararına göre (E. 2022/14, K. 2022/70 sayılı kararda da atıf yapılan), yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için öngörülen usule ilişkin sınırlamaların Anayasa'ya uygunluk denetimi hangi kriterlere göre yapılmalıdır? Bu tür sınırlamalar Anayasa'nın 125. maddesinin hangi fıkrası bağlamında değerlendirilir?
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre (E. 2017/21, K. 2020/77; E. 2012/100, K. 2013/84; E. 2014/149, K. 2014/151 ve E. 2022/14, K. 2022/70 sayılı kararda tekrarlandığı üzere), yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için öngörülen usule ilişkin sınırlamaların Anayasa'ya uygunluk denetiminde temel kriter, bu sınırlamaların yürütmenin durdurulması kurumunu anlamsız ve işlevsiz hâle getirip getirmediği ve yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesini aşırı derecede zorlaştırıp zorlaştırmadığıdır. Bir başka deyişle, öngörülen usule ilişkin sınırlamanın, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için Anayasa’da öngörülen şartları (telafisi güç veya imkânsız zarar ve açıkça hukuka aykırılık) uygulanamaz hâle getirmemesi gerekmektedir. Bu tür usule ilişkin sınırlamaların Anayasa'ya uygunluk denetimi, Anayasa'nın 125. maddesinin beşinci fıkrası ('İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.') yönünden yapılır. Çünkü bu fıkra, yürütmenin durdurulmasının temel şartlarını belirlemektedir. Usule ilişkin bir sınırlama, bu temel şartların gerçekleşmesini fiilen engelleyici veya aşırı zorlaştırıcı nitelikteyse, Anayasa'nın 125/5. fıkrasına aykırı kabul edilir. Buna karşılık, yürütmenin durdurulmasının konu bakımından (belirli işlemler için YD kararı verilememesi) sınırlanması ise Anayasa'nın 125. maddesinin altıncı fıkrası (olağanüstü hâl, milli güvenlik vb. nedenlerle kanunla sınırlama) kapsamında değerlendirilir.