İYUK Madde 27/2 uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için aranan 'idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' ve 'idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması' şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunluluğu, Anayasa Mahkemesi'nin E. 2022/14, K. 2022/70 sayılı kararında nasıl değerlendirilmiştir? Bu şartların yargısal denetimdeki rolü nedir?
Anayasa Mahkemesi'nin E. 2022/14, K. 2022/70 sayılı kararında, Anayasa’nın 125. maddesinin beşinci fıkrasına atıfla, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu iki şartın bir arada bulunmasının zorunlu olduğunu ve Anayasa metninde ve gerekçesinde bu hususun açıklıkla ifade edildiğini vurgulamıştır. Bu şartların yargısal denetimdeki rolü şudur: 1. **Telafisi Güç veya İmkânsız Zararların Doğması:** Bu şart, dava konusu idari işlemin uygulanması halinde davacının maddi veya manevi yönden ciddi, onarılması zor veya mümkün olmayan bir zararla karşılaşma olasılığını ifade eder. Yargı kararının sonradan verilmesiyle bu zararın giderilemeyecek olması gerekir. Bu, yürütmenin durdurulması kurumunun koruyucu ve önleyici işlevinin temelini oluşturur. 2. **İdari İşlemin Açıkça Hukuka Aykırı Olması:** Bu şart, idari işlemin ilk bakışta, derinlemesine bir incelemeye gerek kalmaksızın hukuka aykırılığının belirgin olmasını ifade eder. Bu, işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından herhangi birinde açık bir sakatlık bulunması anlamına gelebilir. Bu şart, keyfi yürütmeyi durdurma kararlarının önüne geçmeyi ve idarenin işlemlerinin meşruiyet karinesine saygıyı dengeler. Her iki şartın birlikte aranması, yürütmenin durdurulmasının istisnai bir yol olduğunu ve ancak ciddi hukuka aykırılık ve giderilemez zarar tehlikesinin bir arada bulunduğu durumlarda başvurulabileceğini gösterir. Bu, idarenin işlem yapma serbestisi ile bireylerin hak arama özgürlüğü ve haklarının korunması arasında bir denge kurmayı amaçlar.