Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin E: 2017/24727 K: 2018/3477 sayılı kararına eklenen karşı düşüncede, 'sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması' eyleminin TCK 245/2 kapsamında olmadığı neden savunulmuştur? Bu görüşe göre, 'ilişkilendirme' unsuru nasıl yorumlanmalıdır ve bu tür bir eylem hangi suçları oluşturabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71306

Karşı düşüncede, TCK Madde 245/2'de tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın 'başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi' gerektiği, yani var olan bir başkasına ait hesaba dair bilgilerin kopyalanarak kartın üretilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sahte kimlik ve belgelerle bankaya başvurup o kişiler adına (yeni) bir hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması durumunda, kartın yetkili kuruluş tarafından düzenlendiği ve doğrudan, önceden var olan 'başkasına ait bir hesapla ilişkilendirme' olmaksızın çıkarıldığı için TCK 245/2 maddesindeki suçun oluşmayacağı savunulmuştur. Bu görüşe göre, 'ilişkilendirme', mevcut bir hesaba ait verilerin sahte karta aktarılmasıdır. Bahsedilen eylem (sahte kimlikle bankadan yeni hesap açtırıp kart alma), 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 37/2. maddesindeki (sözleşmede sahtecilik veya sahte belge ibrazı) suçu ve kullanılan belgelerin niteliğine göre TCK 204 (resmi belgede sahtecilik) veya TCK 207 (özel belgede sahtecilik) maddelerindeki suçları oluşturabilecektir. Ancak TCK 245/2'nin aradığı özel 'ilişkilendirme' unsuru bu durumda gerçekleşmemiş olacaktır.