Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/361 K. sayılı kararında belirtilen olayda, sanığın 'LCD televizyon alabileceği' vaadiyle şikayetçiden kredi kartı ve şifresini alıp ATM'den para çekmesi eylemi neden dolandırıcılık değil de TCK 245/1 kapsamında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu olarak kabul edilmiştir? Kararda 'rıza' ve 'ele geçirme' unsurları nasıl değerlendirilmiştir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/361 K. sayılı kararında, sanığın şikayetçiyi hileli davranışlarla aldatarak kredi kartını ele geçirme eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği değerlendirilmişse de, bu eylemle ilgili dava açılmadığı belirtilmiştir. Asıl odaklanılan eylem, sanığın kredi kartını ele geçirdikten sonra şikayetçinin yanından ayrılarak, hakimiyet alanına giren bu kredi kartı ile şikayetçinin rızasına aykırı olarak para çekmesidir. YCGK, bu para çekme eyleminin TCK Madde 245/1'de düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Kararda, şikayetçinin sanıkla birlikte ATM'ye gitmediği, sanığın parayı çekip kartı da aldıktan sonra olay yerinden uzaklaştığı, şikayetçinin çekilen miktarın televizyon bedeli olduğuna ve bu miktarın çekilmesine rızası bulunduğuna dair bir beyanının olmadığı vurgulanmıştır. Bu durum, kartın hileli bir şekilde ele geçirilmiş olsa bile (potansiyel dolandırıcılık), asıl cezalandırılan fiilin, ele geçirilen kartın sahibinin rızası olmaksızın kullanılarak yarar sağlanması olduğunu göstermektedir. 'Ele geçirme'nin hileli olması TCK 245/1'in uygulanmasına engel değildir; önemli olan 'rıza dışı kullanım' ve 'yarar sağlama'dır.