Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2017/21190 E., 2018/221 K. sayılı kararında, resmi belgede sahtecilik suçu açısından 'fotokopi belge' ve 'aslı bulunamayan evrak' delil niteliği ve 'aldatma kabiliyeti' tespiti nasıl değerlendirilmiştir? Bu durumun suçun unsurlarının oluşumuna etkisi nedir?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2017/21190 E., 2018/221 K. sayılı kararında, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına (örn: CGK 14.10.2008 gün ve 49/219 K.; CGK 14.10.2003 gün ve 232/250 K.) atıf yapılmıştır. Buna göre, ceza yargılamasında belgenin aslının veya aslına uygunluğu onanmış örneğinin dosyaya konulması gerektiği, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aslı bulunamayan evrakların aldatma kabiliyetlerinin (iğfal kabiliyeti) tespit edilemeyeceği belirtilmiştir. Kararda, somut olayda suça konu sahte hale getirilmiş emekli kartı ile nüfus cüzdanının ele geçmediği ve aldatma niteliğinin tespit edilemeyeceği gözetilmeden, unsurları oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve hüküm bu nedenle bozulmuştur. Aldatma kabiliyeti, sahtecilik suçlarının temel unsurlarından biridir ve belgenin aldatıcılık özelliğinin objektif olarak saptanabilmesi gerekir. Aslı olmayan veya sadece fotokopisi bulunan belgelerde bu tespit zorlaşmakta veya imkansız hale gelebilmektedir.