TCK m.245/A'da düzenlenen 'yasak cihaz veya programlar' suçunun oluşumu için, bu cihaz veya programların 'münhasıran' belirli suçların işlenmesi amacıyla yapılmış olması şartı, bir programın hem yasal amaçlarla hem de yasa dışı amaçlarla kullanılabilme potansiyeline sahip olması (dual-use technology) durumunda nasıl yorumlanmalıdır? Yargıtay içtihatlarında bu konuda bir açıklık var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71272

TCK m.245/A'daki 'münhasıran' (özellikle, sadece) şartı, çift kullanımlı (dual-use) teknolojiler açısından önemli bir yorum sorununu beraberinde getirir. Eğer bir cihaz veya programın birincil ve ağırlıklı amacı TCK'nın ilgili bölümündeki suçları işlemek ise ve meşru kullanım alanları ikincil, sınırlı veya bu suçları maskelemeye yönelik ise 'münhasıran' şartı gerçekleşmiş sayılabilir. Ancak, bir programın yaygın ve önemli meşru kullanım alanları varsa (örneğin, bir şifreleme programı hem yasal veri güvenliği için hem de fidye yazılımlarında kullanılabilirse), bu programın sırf suçta da kullanılabilme potansiyeli taşıması TCK m.245/A'yı otomatik olarak gündeme getirmez. Verilen metinlerde Yargıtay'ın 'münhasıran' şartını çift kullanımlı teknolojiler bağlamında nasıl yorumladığına dair spesifik bir içtihat bulunmamaktadır. Ancak genel ceza hukuku ilkeleri ve 'kanunilik' ilkesi (TCK m.2) gereği, 'münhasıran' ifadesinin dar yorumlanması ve şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi beklenir. Failin kastının da (programı suç işlemek amacıyla imal etme, bulundurma vb.) ispatlanması gerekir. Programın yapısı, işlevleri, pazarlanma şekli ve failin niyeti gibi unsurlar birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılacaktır. Eğer programın temel ve bariz amacı suç işlemekse, ikincil meşru kullanımlarının olması sorumluluğu ortadan kaldırmayabilir; ancak meşru amaç baskınsa ve suçta kullanımı istisnai ise TCK m.245/A'nın uygulanması zorlaşır.