TCK m.245/2'de geçen 'başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretmek' ifadesi, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin bazı karşı düşüncelerinde (örn: E:2016/8552, K:2017/6548; E:2017/438, K:2017/6105; E:2017/24727, K:2018/3477) nasıl yorumlanmış ve sahte kimlikle doğrudan bankadan kart çıkarılması eyleminin bu fıkra kapsamında olmadığı neden savunulmuştur?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin belirtilen kararlarındaki karşı düşüncelerde, TCK m.245/2'deki 'başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek' ibaresi dar yorumlanmıştır. Bu görüşe göre: 1. Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış mevcut bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra bu hesaba dair bilgilerin bir şekilde kopyalanarak sahte kartın üretilmesi gerekir. 2. 'İlişkilendirme', mevcut bir başkasına ait hesaba ait bilgilerin karta aktarılmasıdır. 3. Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına (aslında sahte kimlikle fail kendi kontrolünde) yeni bir hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması durumunda, önceden var olan 'başkasına ait bir banka hesabıyla ilişkilendirme' unsuru gerçekleşmediğinden TCK m.245/2'deki suç oluşmayacaktır. 4. Bu tür eylemlerin, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 37/2. maddesindeki (kredi kartı sözleşmesinde sahtecilik) veya kullanılan belgenin niteliğine göre TCK m.204 (resmi belgede sahtecilik) veya TCK m.207 (özel belgede sahtecilik) kapsamına girebileceği savunulmuştur. Bu yorum, TCK m.245/2'nin uygulama alanını, mevcut hesap bilgilerinin kopyalanarak sahte kart üretilmesiyle sınırlamaktadır. Ancak Ceza Genel Kurulu ve Daire çoğunluk kararları, sahte belgelerle bankaya kart düzenletilmesini de 'üretim' kapsamında TCK m.245/2'ye dahil etmektedir.