TCK m.245/1 kapsamında bir banka veya kredi kartının 'hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi' durumunda (örneğin hırsızlık yoluyla), Yargıtay içtihatlarına göre fail sadece TCK m.245/1'den mi yoksa hem hırsızlıktan hem de TCK m.245/1'den mi sorumlu tutulmalıdır? Bu durum 'bileşik suç' tartışmalarıyla nasıl ilişkilidir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (örn: 2017/754 E., 2019/659 K.; 2019/361 K.) istikrarlı kararlarına göre, TCK m.245/1'de düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu bileşik suç olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda (örneğin hırsızlık, yağma, dolandırıcılık gibi suçlarla), bu ele geçirme eylemini oluşturan suç ile TCK m.245/1'deki banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında 'gerçek içtima' kuralı uygulanır. Yani fail, hem kartı ele geçirme suçundan (örneğin hırsızlıktan) hem de bu kartı kullanarak yarar sağlaması halinde TCK m.245/1'den ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. TCK m.245/1'in gerekçesinde bu fiillerin hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçların ratio legis'lerini içerdiği belirtilmiş olsa da, bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmesi, diğer suçlarla birlikte işlendiğinde gerçek içtima uygulanmasını engellememektedir.