TCK Madde 245/3'te düzenlenen 'sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama' suçunda, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması şartı ne anlama gelmektedir? Bu fıkra kapsamındaki suçun teşebbüs aşamasında kalması hangi durumlarda mümkündür ve Yargıtay'ın 'mutlak elverişsizlik' ile 'nispi elverişsizlik' ayrımı bu bağlamda nasıl uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71243

TCK Madde 245/3'teki 'fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde' ifadesi, TCK'daki özel normun önceliği ilkesinin bir yansımasıdır. Eğer failin eylemi, örneğin nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158) gibi daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçun unsurlarını taşıyorsa, o suçtan ceza verilir, TCK m.245/3 uygulanmaz. Bu suç teşebbüse elverişlidir. Sahte kartın kullanılmasına rağmen yarar elde edilememişse teşebbüs söz konusu olur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/281 E., 2022/426 K. sayılı kararına göre; kredi kartının limitinin dolmuş olması, banka hesabında para olmaması, kartın borcu nedeniyle geçici olarak bloke olması gibi durumlarda 'nispi elverişsizlik' söz konusudur ve bu hallerde teşebbüs hükümleri uygulanır. Çünkü bu durumlarda (limitin açılması, hesaba para yatırılması vb.) kart elverişli hale gelebilir. Ancak, banka veya kredi kartının daha önceden kart hamili tarafından iptal edilmiş olması durumunda, bu kart ile hiçbir koşul altında yarar sağlama imkânı olmaması nedeniyle 'mutlak elverişsizlik' söz konusudur ve bu durumda teşebbüs hükümleri uygulanamaz; ayrıca bu durumda kart, suçun maddi konusu da olamayacaktır.