Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/6944 E., 2017/2678 T. sayılı kararında, birden fazla failin kasten yaralama suçunda (TCK 86) 'müşterek faillik' (TCK 37) değerlendirmesi yaparken, temel cezanın belirlenmesindeki 'eşitlik' ilkesini ve haksız tahrik indirim oranlarının farklı uygulanması sorununu açıklayınız. Ayrıca, sanıkların 'adli sicil kayıtları'nın temel ceza belirlemedeki rolünü TCK 61 ve 50, 51. maddeler ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71240

Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/6944 E., 2017/2678 T. sayılı kararı, kasten yaralama suçunda birden fazla failin iştirakini ve ceza bireyselleştirme aşamasındaki hataları ele almaktadır. **1. Müşterek Faillik ve Temel Cezanın Eşitliği (TCK 37/1):** * Kararda, '5237 Sayılı TCK’nin 37. maddesi gereğince iştirak halinde suç işleyen suça sürüklenen çocuk... ile sanık... haklarında 86/1. belirlenen temel cezanın aynı olması gerekirken, farklı uygulama yapılması' bozma nedeni sayılmıştır. Müşterek faillikte, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kuran her bir suç ortağı, suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştirdiği için 'fail' olarak sorumlu tutulur. Bu nedenle, suçun temel niteliği ve ağırlığı açısından, müşterek failler hakkında belirlenen temel cezanın prensip olarak aynı olması gerekir. Eğer sanıklar arasında bir iş bölümü veya farklı katkılar varsa, bu durum temel ceza tayininde değil, TCK m. 61'deki 'suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman, yer' gibi kriterler kapsamında değerlendirilerek veya daha sonraki aşamalardaki (örn. takdiri indirim) farklılaştırmalarla yansıtılabilir. **2. Haksız Tahrik İndirim Oranlarının Farklı Uygulanması (TCK 29):** * Karar, haksız tahrik indirim oranlarının da müşterek failler hakkında farklı belirlenmesini eleştirmektedir. TCK m. 29'daki haksız tahrik, failin 'haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında' suçu işlemesi durumunda cezada indirim yapılmasını öngörür. Eğer müşterek failler aynı haksız fiilin etkisi altında ve aynı hiddet/elemle hareket etmişlerse, tahrik oranlarının da aynı olması gerekir. Farklı oranlar uygulanması, kusur değerlendirmesinde tutarsızlık yaratır ve adil bir cezalandırmayı engeller. **3. Adli Sicil Kayıtlarının Temel Ceza Belirlemedeki Rolü (TCK 61, 50, 51):** * Karar, sanıkların adli sicil kayıtlarına göre aynı neviden suçlardan sabıkalarının bulunmasının, 'TCK'nın 61. maddesinde yer almayan 'sanığın kişiliği, sabıkalı oluşu, suç işleme hususundaki eğilimi' gerekçe gösterilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesini' hukuka aykırı bulmuştur. TCK m. 61, temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak somut kriterleri (suçun işleniş biçimi, araçları, zamanı, yeri, meydana gelen zarar vb.) sınırlı sayıda saymıştır. * Sanığın geçmiş sabıkaları veya 'suç işleme eğilimi' gibi sübjektif değerlendirmeler, TCK m. 61 kapsamında doğrudan temel cezanın artırılması için gerekçe teşkil etmez. Bu tür hususlar, TCK m. 50 (kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesi), m. 51 (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) ve m. 58 (tekerrür) gibi 'cezanın kişiselleştirilmesi'ne dair normların uygulanması sırasında değerlendirilebilir. Temel ceza, suçun objektif ve sübjektif unsurlarının somut olaydaki ağırlığına göre belirlenmelidir.