Bir hırsızlık suçunda (TCK 141), birden fazla failin eyleme katılması durumunda, faillerden birinin eyleme doğrudan katılmayıp sadece araçta bekleyerek gözcülük yapması veya çalınan eşyanın yerini göstermesi gibi durumlar, TCK m. 37/1'deki 'müşterek faillik' kapsamında nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/30745 E., 2015/20193 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/30745 E., 2015/20193 K. sayılı kararı, hırsızlık suçunda faillerden birinin eyleme doğrudan fiziki katılmasa bile 'müşterek fail' olarak sorumlu tutulabileceğini vurgulamıştır. Müşterek faillik (TCK m. 37/1) için 'birlikte suç işleme kararı' ve 'fiil üzerinde ortak hâkimiyet' koşulları aranır. Karardaki somut olayda, sanık E.. B..'ın hırsızlık eylemlerine 'doğrudan doğruya katıldığı' ve hakkında TCK m. 37. maddesinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, sanığın araçta beklemesi veya çalınan eşyanın yerini göstermesi gibi durumlar, Yargıtay'ın genel yaklaşımıyla şu şekilde değerlendirilir: 1. **Birlikte Suç İşleme Kararı:** Eğer araçta bekleyen veya yer gösteren kişi, diğer faillerle önceden anlaşarak veya olay anında oluşan bir irade birliğiyle suçun işlenmesine karar vermişse, 'birlikte suç işleme kararı' mevcuttur. Örneğin, çalınan eşyaları taşımak üzere bekleyen araç sürücüsü veya olay yerinde gözcülük yapan kişi, genellikle bu irade birliğine dahildir. 2. **Fiil Üzerinde Ortak Hâkimiyet:** Bu kısım daha nüanslıdır. Gözcülük yapan veya kaçış aracını kullanan bir kişinin 'fiil üzerinde ortak hâkimiyet' kurup kurmadığı, onun katkısının suçun başarıyla tamamlanması açısından 'kritik ve fonksiyonel' olup olmadığına bağlıdır. Eğer gözcülük, diğer faillerin rahatça suçu işlemesini sağlamış veya kaçış aracının varlığı, suçun tamamlanması ve faillerin olay yerinden uzaklaşması için vazgeçilmez bir unsur olmuşsa, bu kişi 'müşterek fail' olarak kabul edilir. Yani, fiilin icrası veya akim kalması, gözcülük yapanın veya aracı bekletenin eylemiyle de doğrudan ilişkili olabilir. Yargıtay'ın önceki genel kurul kararlarında (örn. 2022/214 E., 2023/128 K.), 'olay mahallinde bizzat bulunmak zorunlu değildir' ve 'uzaktan da olsa, mesela telsiz ile fiilin işlenişini yönlendirmek suretiyle müşterek fail olarak suçun icrasına iştirak mümkündür' denilmektedir. Bu, gözcülük veya kaçış şoförlüğü gibi rolleri de fonksiyonel hâkimiyet kapsamında değerlendirmeyi mümkün kılar. Kararda, sanık E.. B..'ın doğrudan katılımı olduğu belirtilse de, eğer sadece araçta bekleseydi ve bu eylemi diğerleriyle ortak suç işleme kararı içerisinde, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kuracak nitelikte olsaydı, 'yardım eden' (TCK 39/1) olarak değil, 'müşterek fail' olarak sorumlu tutulması gerekirdi. Nitekim, kararda sanık E.. B..'ın 'hırsızlık eylemlerine doğrudan doğruya katıldığı ve hakkında 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesinin uygulanması yerine yardım eden kabulüyle aynı yasanın 39/1. maddesiyle uygulama yapılmasının' aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığı belirtilmiştir. Bu da, sanığın aslında müşterek fail olması gerektiği ancak aleyhe temyiz olmadığı için bu hatanın düzeltilmediği anlamına gelir.