Danıştay 10. Daire'nin 2013/8108 E., 27.12.2013 T. sayılı kararında, Adli Kolluk Yönetmeliği'ndeki Cumhuriyet Savcıları ve adli kolluk görevlilerine getirilen 'üst amirlerine bilgi verme yükümlülüğü' hükmünü 'kuvvetler ayrılığı ilkesi' ve 'soruşturmanın gizliliği' ilkesi açısından değerlendiriniz. Kararın idari düzenleme yetkisinin sınırlarını nasıl belirlediğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71233

Danıştay 10. Daire'nin 2013/8108 E., 27.12.2013 T. sayılı kararı, Adli Kolluk Yönetmeliği'ne eklenen ve Cumhuriyet Savcıları ile adli kolluk görevlilerini 'üst dereceli kolluk amirlerine' veya 'Cumhuriyet Başsavcısına' adli olaylar hakkında bilgi verme yükümlülüğü getiren hükümleri hukuka aykırı bularak yürütmesini durdurmuştur. Karar, özellikle 'kuvvetler ayrılığı ilkesi' ve 'soruşturmanın gizliliği' ilkeleri açısından önemli gerekçeler sunmuştur: **1. Kuvvetler Ayrılığı İlkesi ve Yargı Yetkisinin Niteliği:** * Karar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK), adli kolluk görevinin idare alanında görev yapan güvenlik görevlilerince yerine getirilmesi esasını benimsediğini belirtmiştir. Ancak, CMK m. 164 ve 165 uyarınca adli kolluk görevlileri, soruşturma işlemlerini 'Cumhuriyet Savcısının emir ve talimatları doğrultusunda' yürütmekle yükümlüdür. Ceza soruşturması süreci, yargısal bir faaliyet olup, yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır ve ancak kanunla düzenlenebilir (Anayasa m. 9). * Yönetmelikle getirilen bilgi verme yükümlülüğü, adli görevi olmayan üstlerden (mülki idare amiri, kolluk amirleri) adli görevlerle ilgili talimat alınması sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Bu durum, yargı alanına ilişkin bir konu olup, Anayasa'daki kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı biçimde idari yetkililerin yargısal sürece müdahalesi anlamına gelir. Danıştay, yargı alanına ilişkin konuların yönetmelikle düzenlenemeyeceğini, sadece yasama organı tarafından yasal düzenleme yapılarak giderilebileceğini vurgulamıştır. **2. Soruşturmanın Gizliliği İlkesi (CMK m. 157):** * CMK m. 157, soruşturma işlemlerinin gizli tutulması gerektiğini emreder. Yönetmelikle getirilen bilgi verme yükümlülüğü, bu gizlilik ilkesini zedeleyebilecek niteliktedir. Cumhuriyet Savcısının emir ve talimatları doğrultusunda yürütülen soruşturma işlemlerinin, adli görevi olmayan idari amirlere bildirilmesi, soruşturmanın gizliliğini tehlikeye atar. **3. İdari Düzenleme Yetkisinin Sınırları:** * Danıştay, idarelere, adli kolluk görevlilerinin 'çalışma şartlarıyla' sınırlı bir düzenleme yetkisi tanındığını (CMK m. 167) belirtmiştir. Ancak, dava konusu hükümlerin, adli kolluk görevlilerini, kolluk amirlerini ve Cumhuriyet Savcılarını 'adli olayları bildirmekle' yükümlü tutması, bu yetki sınırını aşmaktadır. Bu hükümler, ceza soruşturma sürecine ilişkin usul kuralları içermekte ve adli makamların görev ve yetki alanlarına ilişkin düzenleme getirmektedir ki bu, idari düzenleme yetkisinin dışındadır. Sonuç olarak karar, hukuka aykırı bulunan yönetmelik hükümlerinin uygulanmasıyla adli makamların görev ve yetki alanının olumsuz etkileneceği ve telafisi güç veya imkansız zararlara yol açabileceği gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Karşı oy ise, düzenleyici işlemin uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden olmadığı ve idarenin savunması alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceği yönünde görüş belirtmiştir.