Taksirli suçlarda 'iştirak' hükümleri neden uygulanamaz? TCK m. 37/1'deki müşterek faillik kavramının 'taksir' ile bağdaşmamasının hukuki gerekçesini Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/6953 E., 2014/14225 K. sayılı kararı üzerinden açıklayınız.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/6953 E., 2014/14225 K. sayılı kararı, taksirli suçlarda 'iştirak' hükümlerinin, dolayısıyla TCK m. 37/1'deki 'müşterek faillik'in uygulanmasının mümkün olmadığını açıkça belirtmiştir. Bu durumun hukuki gerekçesi şunlardır: 1. **Kast ve İrade Eksikliği:** Müşterek faillik (TCK m. 37/1), failler arasında 'birlikte suç işleme kararı' ve 'fiil üzerinde ortak hâkimiyet' kurulmasını gerektirir. Bu unsurlar, suçun 'kasten' işlenmesini varsayar; yani faillerin belirli bir fiili işlemeye ve belirli bir neticeyi (veya en azından olası neticeyi) gerçekleştirmeye yönelik bir irade birliğine sahip olmasını ifade eder. Oysa taksirli suçlar, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu neticenin öngörülmemesi veya öngörülmesine rağmen istenmemesiyle oluşur. Taksirde bir 'suç işleme kararı', 'suç planı' veya 'ortak hâkimiyet kurma' gibi kasıtlı bir planlama ve icra söz konusu değildir. 2. **Bireysel Sorumluluk İlkesi:** Taksirli suçlarda her bir fail, kendi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı nedeniyle oluşan neticeden bizzat ve kendi kusuruna göre sorumludur. Birden fazla kişinin taksirli eylemleriyle bir neticenin meydana gelmesi halinde, her biri kendi taksirli fiilinden sorumlu tutulur. Bu durum, birden fazla kişinin katkısıyla bir neticenin doğması anlamına gelse de, bu bir 'müşterek faillik' değildir. Çünkü her birinin eylemi, diğerinin iradesinden bağımsız olarak, kendi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil eder. Bu, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin de bir yansımasıdır. 3. **Hukuki Amaç Farklılığı:** İştirak hükümleri, kasıtlı suçlarda birden fazla kişinin suçun icrasına yönelik irade birliğini ve işbirliğini cezalandırmayı amaçlar. Taksirde ise bu tür bir işbirliği veya irade birliği olmadığından, iştirak hükümlerinin uygulanması hukuki mantığa aykırı olur. Yargıtay kararı, taksirli suçlarda temel ceza belirlenirken TCK m. 37/1 göndermesinin yapılmasını bu gerekçelerle hatalı bulmuştur.