İYUK m. 27'de öngörülen yürütmenin durdurulması kararının verilmesi için aranan 'telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' şartını, Anayasa Mahkemesi'nin vergi uyuşmazlıklarındaki teminat şartına ilişkin kararı (AYM, E.2022/14, K.2022/70) özelinde değerlendiriniz. Bu kararın yürütmenin durdurulması kurumunun etkinliği üzerindeki etkilerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71216

İYUK m. 27/2'de yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için idari işlemin uygulanması halinde 'telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' şartının, 'açıkça hukuka aykırılık' şartıyla birlikte gerçekleşmesi aranır. Bu şart, işlemin uygulanmasıyla davacının maddi veya manevi olarak ciddi ve geri dönülemez bir zarara uğrama riskini ifade eder. Anayasa Mahkemesi'nin E.2022/14, K.2022/70 sayılı kararı, vergi kanunları uyarınca iadesi talep edilen vergilere ilişkin davalarda, dava konusu tutarın yüzde ellisi oranında teminat alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini öngören kuralı Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu karar, 'telafisi güç veya imkânsız zarar' şartının yorumlanması ve yürütmenin durdurulması kurumunun etkinliği açısından kritik öneme sahiptir: **AYM'nin Değerlendirmesi:** Anayasa Mahkemesi, davacı açısından telafisi güç veya imkânsız zararların doğduğu kanısına varılsa dahi, yüzde elli gibi mutlak bir oranda teminat alınmasının, bu Anayasal şartı etkisiz hale getirdiğini belirtmiştir. Zira, daha önce ödemiş olduğu verginin iade edilmemesi nedeniyle zor durumda kalacak bir davacıdan bu oranda teminat istenmesi, zaten var olan zor durumu daha da ağırlaştırır ve yürütmenin durdurulması olanağını fiilen ortadan kaldırır. AYM, ayrıca idari yargı yerlerine teminat alıp almama veya miktarını belirleme konusunda takdir yetkisinin tanınmamasını ve adli yardımdan yararlanma güvencesinin bulunmamasını da eleştirmiştir. **Etkinlik Üzerindeki Etkileri:** AYM'nin bu kararı, yürütmenin durdurulması kurumunun amacına (kişileri hukuka aykırı işlemlerin olumsuz etkilerinden korumak ve hukuk devletini sürdürmek) ulaşmasını sağlamak adına önemli bir adımdır. Mutlak ve yüksek oranlı teminat şartları, özellikle ekonomik sıkıntı içindeki veya büyük meblağlı davalarda hak arama özgürlüğünü kısıtlayarak, yürütmenin durdurulmasını anlamsız kılabilirdi. Bu karar, yargı mercilerinin somut olayın gereklerine göre takdir yetkisini kullanabilmesinin ve hukuki güvenlik ilkesinin önemini vurgulamakta, yürütmenin durdurulması kurumunun amacına daha uygun şekilde işlemesini temin etmektedir.