Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2013/16807 E., 2014/19092 K. sayılı kararını esas alarak, TCK Madde 37/2'de düzenlenen 'dolaylı faillik' hükmünün 'kusur yeteneği olmayanların araç olarak kullanılması' durumuna özel olarak uygulanmasını değerlendiriniz. Sanık S.'nin 12 yaşından küçük kızı C.'yi hırsızlık suçunda araç olarak kullanması olayındaki hukuki durumu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71070

TCK Madde 37'nin ikinci fıkrası, 'Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır' hükmünü taşır. Bu, 'dolaylı faillik' olarak adlandırılır. **Kusur Yeteneği Olmayanların Araç Olarak Kullanılması:** * **Kavram:** Dolaylı faillikte, suçu işleyen kişi doğrudan icra hareketlerini gerçekleştirmese de, bu hareketleri gerçekleştiren başka bir kişi üzerinde 'hâkimiyet' kurar. Bu hâkimiyet, araç olarak kullanılan kişinin iradesinin sakatlanması, zorlanması, hataya düşürülmesi veya en önemlisi 'kusur yeteneğinin olmaması'ndan yararlanılması şeklinde gerçekleşebilir. * **Kusur Yeteneği:** Ceza hukukunda kusur yeteneği, kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğini ifade eder. TCK Madde 31'e göre, 12 yaşını tamamlamamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur (mutlak kusursuzluk karinesi), 12-15 yaş grubundaki çocukların ise algılama ve yönlendirme yetenekleri her somut olaya göre belirlenir. **Sanık S.'nin Kızı C.'yi Araç Olarak Kullanması Olayı:** * **Olay:** Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2013/16807 E., 2014/19092 K. sayılı kararında, sanık S.'nin 05.12.1997 doğumlu kızı C.'yi, suç tarihi olan 07.04.2007'de (yani 12 yaşından küçük olduğu dönemde) hırsızlık suçunun işlenmesinde 'araç olarak kullandığı' anlaşılmıştır. * **Hukuki Durum:** C. (çocuk), 12 yaşından küçük olduğu için TCK 31/1 gereğince 'kusur yeteneği olmayan' bir kişidir. Sanık S., kızının bu kusur yeteneği eksikliğinden yararlanarak onu hırsızlık suçunun icra hareketlerini gerçekleştirmesi için 'araç' olarak kullanmıştır. Bu durumda, hırsızlık suçunun doğrudan faili, sanık S. olarak kabul edilir, zira fiil üzerindeki hâkimiyeti elinde bulunduran kişi odur. Çocuk C. ise bu suçun bir aracı konumundadır. * **Cezai Sonuç:** TCK 37/2'nin açık hükmü gereğince, 'Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.' Bu olayda, sanık S. hakkında bu artırımın yapılmaması kararda 'karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır' şeklinde bir notla belirtilmiştir. Bu not, prensip olarak bu artırımın yapılması gerektiği, ancak aleyhe temyiz olmadığı için (lehine olan durumun korunması ilkesi gereği) Yargıtay'ın bu hususu bozma nedeni yapmadığı anlamına gelir. Bu karar, dolaylı failliğin kusur yeteneği eksikliğinden yararlanma halini somutlaştırmakta ve bu türden bir istismarın kanun koyucu tarafından ek bir ağırlaştırma sebebi olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır. Fail, suçun icra hareketini doğrudan yapmasa bile, bu hareketleri gerçekleştiren ve ceza sorumluluğu olmayan kişiyi yönlendirerek fiilin gerçekleşmesini sağladığı için en ağır şekilde sorumlu tutulur.