Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2017/9893 E., 2017/9893 K. sayılı kararı ışığında, 'iştirak halinde suç işleyen suça sürüklenen çocuk ile sanıklar hakkında temel cezanın aynı olması' ilkesini tartışınız. Bu ilkenin TCK 61. maddesindeki ceza belirleme kriterleri ve TCK 50/51/CMK 231'deki kişiselleştirme normlarıyla ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71067

Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/1924 E., 2017/9893 K. sayılı kararı, iştirak halinde işlenen suçlarda failler arasındaki ceza adaletini ve cezanın belirlenmesindeki ilkeleri ele almıştır. **'İştirak Halinde Suç İşleyen Suça Sürüklenen Çocuk İle Sanıklar Hakkında Temel Cezanın Aynı Olması' İlkesi:** * **Olay:** Suça sürüklenen çocuk O. ile sanıklar (örneğin E. ve M.), bir işyerinin camını kırıp hırsızlık yapmış ve bir televizyon çalmışlardır. Hırsızlık eylemine doğrudan katılmışlardır. * **Yargıtay'ın Eleştirisi:** Yargıtay, '5237 Sayılı TCK'nın 37. maddesi gereğince iştirak halinde suç işleyen suça sürüklenen çocuk ... ile sanıklar ... haklarında 86/1. (kasten yaralama suçu için örnek verilmiş, ancak hırsızlık için de aynı prensip geçerlidir) belirlenen temel cezanın aynı olması gerekirken, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 1 yıl 2 ay hapis cezası ve sanık ... hakkında 1 yıl 1 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle farklı uygulama yapılması'nı bozma nedeni saymıştır. * **İlkenin Temeli:** Bu ilke, TCK 37/1'deki 'müşterek faillik'ten kaynaklanır. Müşterek failler, suçun kanuni tanımında yer alan fiili 'birlikte gerçekleştirirler' ve fiil üzerinde 'ortak hâkimiyet' kurarlar. Dolayısıyla, suçun 'temel' ağırlığı ve niteliği açısından aralarında bir fark bulunmamalıdır. Suçun temel unsurları ve oluş biçimi her fail için aynı olduğundan, başlangıç cezası da aynı olmalıdır. **TCK 61, TCK 50/51, CMK 231 ve Kişiselleştirme Normlarıyla İlişkisi:** * **TCK 61 (Temel Cezanın Belirlenmesi):** TCK 61. maddesi, hâkimin temel cezayı belirlerken suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman, yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik gibi objektif ve sübjektif kriterleri göz önünde bulundurmasını emreder. İştirak halinde işlenen suçlarda, 'suçun işleniş biçimi' ve 'meydana gelen zarar veya tehlike' gibi unsurlar müşterek failler için aynıdır. Dolayısıyla, bu ortak unsurlar temel cezayı belirlerken failler arasında bir ayrım yaratmamalıdır. * **Cezanın Kişiselleştirilmesi (TCK 50, 51; CMK 231):** Temel ceza aynı belirlendikten sonra, 'cezanın kişiselleştirilmesi' aşamasında faillerin bireysel durumları dikkate alınır. Yargıtay kararı, sanıkların 'kişiliği, sabıkalı oluşu, suç işleme hususundaki eğilimi' gibi hususların TCK 50 (kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar), TCK 51 (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) ve CMK 231 (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) maddelerinde düzenlenen cezanın kişiselleştirilmesi normlarının tatbiki sırasında değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Yani, bu bireysel faktörler temel cezayı değil, cezanın infaz rejimini veya seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğini etkiler. Özetle, iştirak halinde işlenen suçlarda, suçun 'temel' ağırlığı açısından tüm müşterek failler için aynı temel ceza belirlenmeli, ancak bu temel ceza üzerinden, faillerin bireysel özellikleri ve ceza infazına ilişkin hükümler bağlamında farklı uygulamalara gidilebilir. Bu, hem iştirakin doğasına uygunluğu hem de ceza adaletinin sağlanması açısından önemlidir.