Danıştay 6. Dairesi'nin 2013/5362 E., 2013/0000 K. sayılı kararını esas alarak, acele kamulaştırma kararı gibi işlemlerde 'telafisi güç veya imkansız zararların' nasıl değerlendirildiğini açıklayınız. Kamulaştırmadan vazgeçilmesi durumunun bu değerlendirme üzerindeki etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #71058

İYUK Madde 27/2 uyarınca, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için idari işlemin uygulanması halinde 'telafisi güç veya imkansız zararların' doğması şartı aranır. Danıştay 6. Dairesi'nin 2013/5362 E., 2013/0000 K. sayılı kararı, acele kamulaştırma gibi özel durumlarda bu şartın nasıl yorumlandığını göstermektedir. **Olay:** Dava, Piri Reis Üniversitesi'ne ait bir taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca 'acele kamulaştırılması'na dair Bakanlar Kurulu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır. Ancak, acele kamulaştırma kararı sonrasında kamulaştırma bedelinin yüksek bulunması nedeniyle kamulaştırma işleminin sürdürülemediği ve idarenin acele kamulaştırmadan vazgeçerek normal kamulaştırma yöntemine geçtiği, hatta bir bedel tespit ve tescil davasının açıldığı anlaşılmıştır. **Telafisi Güç veya İmkansız Zararın Değerlendirilmesi:** Danıştay, bu olayda yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar vermiştir. Gerekçe olarak, 'davacının taşınmazının uyuşmazlığa konu Bakanlar Kurulu kararı uyarınca acele kamulaştırılmasından vazgeçilmesi sebebiyle telafisi güç veya imkansız zararların doğduğundan sözedilemez' ifadesi kullanılmıştır. Bu karar, 'telafisi güç veya imkansız zarar' şartının somut olayın gelişimine göre dinamik bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. **Kamulaştırmadan Vazgeçilmesinin Etkisi:** * **Başlangıçtaki Durum:** Acele kamulaştırma kararı, mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden ve uygulaması halinde taşınmaz sahibini mülkiyetinden mahrum bırakma potansiyeli taşıyan bir işlemdir. Normal şartlarda, böyle bir işlemin uygulanması, taşınmaz sahibinin taşınmazından mahrum kalması ve bunun da telafisi güç veya imkansız bir zarar olarak kabul edilmesi beklenebilir. * **Durumun Değişmesi:** Ancak, somut olayda acele kamulaştırma kararının uygulanmasından 'vazgeçilmiş' olması, yani işlemin hukuki sonuçlarının tam olarak doğurmaktan alıkonulması, zararın telafi edilemez nitelikte olmadığını göstermiştir. İdare, acele kamulaştırma yerine 'normal kamulaştırma' yöntemine geçerek ve hatta bedel tespit davası açarak, mülkiyetin devri sürecini yasal prosedürlere uygun hale getirmiştir. Bu durumda, 'telafisi güç veya imkansız zarar' şartı artık gerçekleşmemiştir, zira mülkiyet üzerindeki doğrudan ve geri dönülmez etki ortadan kalkmıştır. Bu karar, yürütmenin durdurulması şartlarının, davanın açıldığı andaki durumun yanı sıra, yargılama sürecindeki gelişmeler ve idarenin sonraki eylemleri çerçevesinde de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İşlemden vazgeçilmesi veya işlemin hukuki sonuçlarının değişmesi durumunda, başlangıçta var olabilecek zarar şartı ortadan kalkabilir ve yürütmenin durdurulması talebi reddedilebilir.