Bir sanığın, koruma ve gözetim yükümlülüğü altındaki mağduru terk etmesi (TCK m. 97) ile aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğünü ihlal etmesi (TCK m. 233) suçları arasındaki temel fark nedir? Yargıtay bu iki suçu hangi kritere göre ayırmaktadır?
Bu iki suç arasındaki temel fark, mağdurun maruz kaldığı tehlikenin niteliği ve yoğunluğudur. TCK m. 97'deki terk suçu, bir tehlike suçudur ve mağdurun 'kendi haline terk' edilerek hayatı veya sağlığı açısından somut bir tehlikeye maruz bırakılmasını gerektirir. TCK m. 233 ise, bakım, eğitim, destek olma gibi aile hukukundan kaynaklanan genel yükümlülüklerin ihlalini cezalandırır ve daha genel bir ihmal suçudur. Yargıtay, bu ayrımı yaparken 'kendi haline terk' unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar. Eğer fail, mağduru hastane, polis merkezi gibi bir kuruma veya başka birinin himayesine bırakmışsa, somut bir tehlike yaratmadığı için TCK m. 97'nin unsurları oluşmaz; ancak bakım ve gözetim yükümlülüğünü genel olarak ihlal ettiği için eylem TCK m. 233 kapsamında değerlendirilebilir. (Bkz: Yargıtay 4. CD, E: 2019/5624, K: 2021/25940). (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-97-terk-sucu.html)