Bir sanığın, nikahsız birlikteliğinden doğan ve bakamayacağını düşündüğü bebeğini, bir internet kafenin önüne 'alınacağı inancıyla' bırakması eylemi, TCK m. 97 (Terk) ve TCK m. 233 (Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali) suçları açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69971

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2015/26957 E., 2016/668 K. sayılı kararına göre, bu eylem TCK m. 97'de düzenlenen terk suçunun 'kendi haline terk' unsurunu oluşturmaz. Çünkü sanık, bebeği tamamen korumasız ve tehlikeye açık bir durumda bırakmamış, birileri tarafından alınacağı inancıyla hareket etmiştir. Bu nedenle terk suçunun maddi unsuru gerçekleşmemiştir. Ancak Yargıtay, bu davranışın sanığın çocuğuna karşı olan bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle TCK'nın 233. maddesinde düzenlenen 'aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' suçunu oluşturacağını belirtmiştir. Dolayısıyla mahkemenin, eylemi terk suçu olarak değil, TCK m. 233 kapsamında değerlendirmesi gerekirdi. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-97-terk-sucu.html)