CMK m. 149/3 ve m. 154, avukatın şüpheli/sanık ile görüşme ve ona hukuki yardımda bulunma hakkını güvence altına almaktadır. Bu hakların, duruşma salonlarının fiziki yapısı ve SEGBİS uygulaması nedeniyle pratikte nasıl ihlal edildiğini, 'silahların eşitliği' ve 'savunma hakkı' ilkeleri çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69942

CMK m. 149/3'teki 'yanında olma' ve m. 154'teki 'başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşme' hakları, savunma hakkının ve silahların eşitliği ilkesinin temelini oluşturur. Ancak uygulamada, duruşma salonlarında avukatların sanıklardan ayrı yerlerde oturtulması, bu hakları fiilen ihlal etmektedir. Avukat, sanığın yanında fiziksel olarak bulunamadığında, sorgu ve savunma sırasında anlık hukuki yardımda bulunamaz, onu uyaramaz ve özel iletişim kuramaz. Benzer şekilde, SEGBİS ile duruşmaya katılan sanık ile duruşma salonundaki avukatı arasında özel ve anlık bir iletişim kanalı sağlanmaması, sanığı savunmasız bırakır. Bu durum, sanık ile avukat arasındaki bağı kopararak kolektif savunma hakkının özünü zedeler ve iddia makamı karşısında savunmayı dezavantajlı bir konuma düşürür. Bu, yasal hakkın fiili imkansızlıklar ve yanlış uygulamalarla 'de facto' olarak kısıtlanmasıdır. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/avukatin-supheli-sanigin-yaninda-durmasi)