Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2010/3459 sayılı kararında, sanıkların yeni doğan bebeği ıssız bir tuğla fabrikasına bırakmaları eylemi neden TCK m. 83 (kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi) veya TCK m. 97 (terk) yerine, TCK m. 82 (nitelikli kasten öldürme) kapsamında değerlendirilmiştir?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanıkların eyleminin basit bir terk (TCK m. 97) veya ihmali davranışla öldürme (TCK m. 83) olarak değil, doğrudan icrai bir fiille ve eylem birliği içinde işlenmiş nitelikli kasten öldürme (TCK m. 82/1-d-e) suçu olarak değerlendirilmesinin temel sebebi, sanıkların kastının yoğunluğu ve eylemin gerçekleştiriliş biçimidir. Sanıklar sadece bebeği bırakıp gitmemişlerdir; olay öncesinde bebekten kurtulma planları yapmışlar, doğum sonrası bebeği beslememişler ve nihayetinde 'ağzı ve yüzü battaniye ile sarılı bir şekilde' bırakıp 'üzerine tuğla parçaları koyarak' ölüme terk etmişlerdir. Bebeğin ağzının ve yüzünün sarılması ve üzerine tuğla konulması, onun nefes almasını ve hayatta kalmasını engelleyecek aktif, icrai hareketlerdir. Bu fiiller, pasif bir 'kendi haline bırakma' veya ihmalden çok daha öte, doğrudan ölüme yönelik bir kastı ve eylemi göstermektedir. Adli Tıp raporunun da ölüm sebebini 'destekten yoksun olarak soğuk ortama terk edilmesine bağlı beslenememe ve ısı kaybı' olarak belirtmesi, sanıkların bu sonucun gerçekleşeceğini bilerek ve isteyerek hareket ettiklerini doğrulamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, eylemin 'altsoya karşı' ve 'eziyet çektirerek' kasten öldürme suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. (Referans: terk-sucu, Yargıtay 1. CD, E. 2008/7098, K. 2010/3459)