Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/5394 sayılı kararında, sanığın, boşandığı eşinin annesine bırakmak üzere çocuğunu minibüs şoförüne teslim etmesi, ancak tanığın çocuğu kabul etmemesi üzerine sanığın da çocuğu geri almaması şeklindeki eylem neden TCK m. 97 kapsamında terk suçu olarak görülmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69911

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2015/1780 E. 2015/33630 K. sayılı kararında (metinde 2016/5394 olarak yanlış referans verilmiş olabilir, içerik bu karara uymaktadır), sanığın eyleminin terk suçu (TCK m. 97) oluşturmamasının temel nedeni, suçun maddi unsuru olan 'kendi haline terk' fiilinin gerçekleşmemiş olmasıdır. Sanık, çocuğunu belirsizliğe veya tehlikeye atmamış, belirli bir kişiye (çocuğun anneannesi olan tanığa) teslim edilmesi amacıyla, bir aracı (minibüs şoförü) kullanarak göndermiştir. Sanığın niyeti, çocuğu korumasız bırakmak değil, bakım ve gözetim sorumluluğunu bir başka yakınına devretmektir. Tanığın çocuğu kabul etmemesi ve sanığın da geri almaması, TCK m. 97'deki 'kendi haline terk'in ani ve tehlike yaratan niteliğini taşımamaktadır. Yargıtay bu eylemin, çocuğu tehlikeli bir duruma sokmaktan ziyade, sanığın çocuğa karşı olan 'bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü ihlal etmesi' niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle eylemin, terk suçunu değil, TCK m. 233'te düzenlenen 'aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' suçunu oluşturabileceği gözetilerek beraat kararının bozulmasına hükmetmiştir. (Referans: terk-sucu, Yargıtay 4. CD, E. 2015/1780, K. 2015/33630)