Basit yargılama usulünün uygulanmasının, CMK m. 217'de düzenlenen 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesiyle nasıl bir çelişki yarattığını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #69848

CMK m. 217'de düzenlenen 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesi, hakimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceğini ifade eder. Bu ilke, hakimin sanık, tanık, mağdur gibi süjelerle ve delillerle doğrudan temas kurarak, aracısız bir şekilde vicdani kanaat oluşturmasını amaçlar. Basit yargılama usulü (CMK m. 251) ise, tanım gereği duruşma yapılmaksızın, dosya üzerinden ve tarafların yazılı beyanları alınarak yürütülen bir usuldür. Bu yapısı itibarıyla, delillerin doğrudan doğruyalığı ilkesiyle açık bir çelişki ve gerilim içindedir. Basit yargılamada hakim, delilleri (örneğin tanık ifadelerini) duruşmada bizzat dinleyip sorgulamak yerine, soruşturma aşamasında tutanağa geçirilmiş halleriyle değerlendirir. Sanığın ve diğer tarafların beyanları da yazılı olarak alınır. Bu durum, hakimin delillerle doğrudan temasını ve delillerin çapraz sorgu gibi yöntemlerle tartışılmasını engeller. Kanun koyucu, yargılamayı hızlandırma ve usul ekonomisi gibi amaçlarla, belirli (daha az ağır) suçlar için bu temel ilkeden bir sapmayı kabul etmiştir. Ancak bu sapma, sanığın itirazı üzerine duruşma açılarak genel hükümlere dönülmesi hakkı tanınarak dengelenmeye çalışılmıştır. (Referans: seri-muhakeme-ve-basit-yargilama-usulu, CMK m. 217, m. 251)