CMK m. 148'de düzenlenen 'yasak usuller'den üç tanesini belirterek, bu usullerle elde edilen bir ifadenin hukuki geçerliliğini ve delil değerini tartışınız.
CMK m. 148, şüphelinin veya sanığın beyanının özgür iradesine dayanması gerektiğini ve bu iradeyi sakatlayan her türlü yöntemin yasak olduğunu düzenler. Metinde de vurgulanan yasak usullerden üç tanesi şunlardır: 1. Kötü Davranma ve İşkence: Şüpheliye fiziksel veya ruhsal acı verecek her türlü muamele yasaktır. 2. Yorma: Şüpheliyi uykusuz bırakarak, uzun süre ayakta bekleterek veya aralıksız sorgulayarak iradesini zayıflatmaya yönelik eylemler yasaktır. 3. Aldatma ve Kanuna Aykırı Vaat: Şüpheliyi yalan söyleyerek yanıltmak (örneğin 'arkadaşın her şeyi itiraf etti' gibi) veya cezasında indirim yapılacağı gibi kanuna aykırı vaatlerde bulunarak beyan elde etmek yasaktır. Bu gibi yasak usullerle elde edilen bir ifadenin hukuki geçerliliği yoktur. CMK m. 148/3, 'Yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemez' hükmünü amirdir. Bu, mutlak bir delil yasağıdır. Böyle bir ifade, şüphelinin daha sonra hakim önünde ikrar etmesiyle dahi geçerli hale gelmez. Yargılamanın hiçbir aşamasında kullanılamaz ve hükme esas alınamaz. Bu kural, adil yargılanma hakkının ve insan onurunun korunmasının temel bir gereğidir. (Referans: ifadeye-cagrilmak-ifade-vermek, CMK m. 148)