Terk suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini (TCK m. 97/2) açıklayınız. Failin meydana gelen ağır neticeden (yaralanma, ölüm) sorumlu tutulabilmesi için kast veya taksir açısından hangi koşulun sağlanması gerekir?
TCK m. 97/2, terk suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halini düzenler. Buna göre, terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, fail hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre ceza verilir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, temel suç olan 'terk' fiili ile meydana gelen 'ağır netice' (hastalık, yaralanma, ölüm) arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, TCK'nın genel prensipleri uyarınca (TCK m. 23), bu netice açısından en azından 'taksirle' hareket etmiş olması gerekir. Yani failin, terk eyleminin bu tür ağır bir sonuca yol açabileceğini öngörmesi gerekip de öngörmemiş olması (bilinçsiz taksir) veya öngörmesine rağmen neticenin gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmesi (bilinçli taksir) yeterlidir. Metnin gerekçesinde ise, bu tür durumlarda failin çoğu zaman 'olası kastla' hareket ettiğinin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir. Yani fail, ağır neticenin meydana gelebileceğini öngörmüş ve bu sonucu kabullenerek (olursa olsun diyerek) terk fiilini işlemişse, olası kastla işlenmiş bir suçtan (örneğin olası kastla öldürme) sorumlu tutulacaktır. (Referans: terk-sucu, TCK m. 97/2 ve gerekçesi)